Dünya yüzeyinin yüzde 71’i denizlerle kaplıdır ve bu karaların yaklaşık 2,5 katı demektir. Tüm devletlerle irtibatı sağlayan önemli ticari araçlardan bir tanesidir deniz. 2000’li yılların başından itibaren, taşımacılığın yaklaşık yüzde 85’i, petrolün ise yüzde 90’ından fazlası deniz yoluyla taşınmaktadır. Dünya ticaret merkezlerinin büyük bir bölümünün sahillere kurulmuş olduğu bilinmektedir. Ve dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i sahiller ve sahillere yakın bölgelerde yaşamaktadır.
Günümüzde dünya ticareti, yaklaşık yüzde 90 oranında deniz taşımacılığı ile gerçekleştirilmektedir. Deniz yolu ile gerçekleştirilen bu ticaret, serbest rekabet ortamında 50 binden fazla gemi (300 gt ve üzeri) ve 150’den fazla ülkeye kayıtlı bulunan ve neredeyse 1 milyondan fazla denizcinin çalışanı ile yapılmaktadır.
Denizcilik sektörünün küresel ekonomideki rolü oldukça güçlüdür ve hatta kilit noktası olduğu durumlar da mevcuttur. Bu sebepten denizcilik dünyada stratejik bir sektör olarak kabul görülmektedir. Dünya çapındaki ticaret alanında bulunduğu konumdan sebep, dünya koşullarında etkin kullanılabilen ve gene dünya koşullarına uygun olarak geliştirilebilen bir güç kaynağı olarak tanımlamak mümkündür. Ekonomik alandaki taşımacılıkta denizlerin etkinliği artmış ve dünya ticareti giderek artan oranlarla deniz sektörünü daha da tercih eder hale gelmiştir.
Sektörde en önemli zafiyetlerden biri ise küresel ekonomik etkilerden hemen etkilenen bir alan olmasıdır. Çünkü bazı ülkeler başka ülkelere yaptırımlar, ticari bariyerler uyguladığında, ana ihraç maddelerinin (petrol, demir vs.) pazarlara ulaştırılmasında sorunlar meydana gelmektedir. Ve bu durum, denizcilik sektörünü olumsuz etkileyebilmektedir.